Dünya uzun süredir yalnızca değişmiyor; aynı zamanda yön değiştiriyor. Soğuk Savaş sonrası dönemin “küreselleşme”, “serbest ticaret”, “piyasaların rasyonelliği” ve “karşılıklı bağımlılık” üzerine kurulu iyimser anlatısı giderek zayıflıyor. Ekonomi yeniden jeopolitiğin, enerji güvenliğinin, teknolojik rekabetin ve devlet kapasitesinin konusu haline geliyor. Artık ülkeler yalnızca büyüme oranlarıyla değil; tedarik zincirlerini nasıl koruduklarıyla, enerji arzını nasıl güvenceye aldıklarıyla, teknolojik dönüşüme nasıl uyum sağladıklarıyla ve toplumsal güveni nasıl ayakta tuttuklarıyla değerlendiriliyor. Bu yeni dönemde Türkiye de kritik bir eşikte duruyor. Bir yandan genç nüfusu, üretim kapasitesi, coğrafi konumu, bölgesel etki alanı ve girişimcilik enerjisiyle önemli imkanlara sahip. Diğer yandan yüksek enflasyon hafızası, gelir dağılımı sorunu, kurumsal güven meselesi, eğitim ve verimlilik açığı, hukuk ve öngörülebilirlik tartışmaları gibi ciddi yapısal s...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar